eISSN:2148-0710 - pISSN:1301-6229 English
Anasayfa  |  Künye   |  Haberler  |  İletişim

Menü

Hızlı Erişim







İSLAM TARİHİNDE IRK VE KABİLE ADIYLA NİSBELENME GELENEĞİ AÇISINDAN ASR-I SAADETTE IRKÎ NİSBELER
(Racial Nisbahs in Asr Al-Saadah in Terms of the Tradition of Nısbah with the Name of Race and Trıbe in Islamıc Hıstory )

Yazar : Murat Sarıcık    
Türü : Telif
Baskı Yılı : 21
Sayı : 71
Sayfa : 229-248


Özet
Nisbe konusu tarihî kaynaklarımızda bolca yer alır. Kişi ülkesine, bölgesine, devletine, doğduğu köy şehir ve kasabasına, uzak yakın dedelerine ve babasına, yakın akrabalarından birine, ırkına, kabilesine, dinle ilgili bir terime, bir mezhebe nisbet edilebilir. Ayrıca kişinin icra ettiği sanatına, kendisini azatlayana ve yaptığı bir işe… nisbet edilmesine de şahit oluruz. Nisbe ebeveynin her biri cihetinden müşterekliktir. Nisbe veya nisbet, karabet, yani yakınlık demektir. Irkî nisbeler, tavsif ettikleri isimlerin sıfatlarıdır. Hz. Peygamber başta olmak üzere hemen hemen bütün sahabelerin ırkî nisbeleri vardır. Irka, kabileye ve diğer şeylere adı nisbetin, dince bir mahzuru yoktur. Kişinin Arabî, Türkî, Kürdî, Rumî, Türkmânî, Mısrî, Habeşî ve Farisî gibi ırkî nisbet ve unvanlarla nisbelenme ve bu tür nisbelerle bilinmekte mahzur yoktur. Hz. Peygamber de zaman zaman ırkı ve kabilesinden söz etmiştir. Mesela Rasulullah, “ben Hâşimîyim” diyebiliyorsa, onu ve sünnetini esas alan biri de yeri gelince ırkını, soyunu, sülalesini açıklayabilir ve adını ırkî bir nisbe ile anabilir. Rasulullah’ın başkalarını da ırkî nisbeleri ile andığı olmuştur. Bu da kabilevî ve ırkî nisbelerin mahzuru olmadığına delalet ve işaret eder. Kur’ân-ı Hakîm de teârüf için insanların millet millet, kabile kabile yaratıldıklarını açıklar. İslamiyet, nesebe intisap konusuna bazı fıkhî emir ve sebeplerle ehemmiyet verir ve İslam’da soyu inkâr yasak ve büyük günahtır. Babasını inkâr etmeyen, ilk dedesini ve diğer atalarını, kabilesini ve ırkını da kabul etmiş olacaktır. Kişilerin kabilecilik, kavim kabile gayreti ve asabiyeti açısından ırkını öğünme vesilesi edinmesi ise mahzurludur. İslam tarihinin sonraki dönemlerinde kabile ve ırk nisbeleri devam etmiştir.

Anahtar Kelimeler
Irkî Nisbeler, Arabî, Türkî, Kürdî, Asr-ı Saâdet.

Abstract
The subject of the “nisbah” appears frequently in our historical sources. A person can be attributed to his country, region, state, village or town where he was born, father and grandfathers, a close relative, race, tribe, a religion-related term or a religious sect. We also see that a person can be attributed to his occupation or art and a man who sets him free. The Nisbah is a commonality with regard to each of parents. The Nisbah means to closeness. Racial nisbahs are the adjectives of the names that they define. The Prophet Muhammad and almost all his companions had the racial nisbahs. Nisbah to a race, a tribe and other things is not objected by the religion. That a man is known with the nisbahs or titles such as Turki, Kurdi, Rumi, Mısri, Habesi or Farisi is not objected is not objected . Also The Prophet Muhammad sometimes mentioned about his race and tribe. For instance, if The Prophet Muhammad could say “I am a Hashimi”,a man who follows him and his sunnah can declare his race or family and he can mentionhis name with a racial nisbah. The Prophet Muhammed sometimes mentioned others with their racial nisbahs. This points that the tribal and racial nisbahs are not objected. The Holy Quran states that God made us peoples and tribes that we may know each other. Islam pays attention to initiating to nisbah by some religious orders and reasons.Denying the ancestry is forbidden and a big sin in İslam. That one who does not deny his father accepts his first grandfather and other ancestors, tribe and race. The Tribalism and arrogance with one’s tribe is objected. Tribal and racial nisbahs which were seen in late Islamic periods, persist to the following periods.

Keywords
Racial Nisbahs, Arabi, Turki, Kurdi, Asr al-Saadah

Gelişmiş Arama


Duyurular

    Yayın Kabulü

    EKEV Akademi Dergisi 72. sayısı için 05.11.2017 tarihine kadar makale kabul edilmektedir.

    EKEV Akademi Dergisi 71. sayısı yayındadır.

    ÇALIŞMALARINIZLA İLGİLİ İSTEK VE SORULARINIZI, SADECE dergi@ekevakademi.org ADRESİNDEN E-POSTA OLARAK YA DA MAKALE TAKİP SİSTEMİ ÜZERİNDEN MESAJ YOLUYLA İLETİNİZ.

    EKEV AKADEMİ DERGİSİ'NE GÖNDERİLEN ÇALIŞMALAR EDİTÖR ONAYI ALINMADAN GERİ ÇEKİLEMEZ VE BAŞKA BİR DERGİDE YAYIMLANAMAZ. GÖNDERDİĞİNİZ ÇALIŞMALARIN TELİF HAKKI DERGİYE AİT OLUP AKSİ DURUMDA OLUŞABİLECEK SORUNLARDAN YAZAR SORUMLUDUR.

    DERGİMİZDE YAYIMLANAN MAKALELERİNİÇERİĞİNDEN VE İÇERİĞİNDE YER ALAN İFADELERDEN MAKALE YAZAR/YAZARLARI SORUMLUDUR.

    Yazı gönderme ve kabul işlemleri artık sitemizdeki menüden ulaşılabilen Makale Takip Sistemi vasıtasıyla online olarak gerçekleştirilmektedir.Yazarlarımız Makale Takip Sistemi'ne üye olup üyelik onay işleminden sonra yazılarını Sistem üzerinden gönderebilmektedir.

    UYARI!! LÜTFEN GÖNDERECEĞİNİZ MAKALELERİ YAZIM VE YAYIN KURALLARIMIZA GÖRE YENİDEN GÖZDEN GEÇİREREK GÖNDERİNİZ.



Adres :
Telefon : Faks :
Eposta :dergi@ekevakademi.org

Web Yazılım & Programlama Han Yazılım Bilişim Hizmetleri